Türkiye’nin en popüler 12 turistik noktası

Türkiye’nin en popüler 12 turistik noktası

Seda Varlı - Cuma, Mart 15, 2019

Asya ve Avrupa gibi iki önemli kıtayı birleştiren Türkiye, gerek coğrafi özellikleri gerekse tarihi zenginlikleriyle her sene milyonlarca yabancı turisti ağırlıyor. Canlı kültürü, lezzetli yemekleri ve muhteşem manzaralarıyla dünyanın her yerinde büyük ilgi gören Türkiye’yi bir turist gibi keşfetmeye ne dersiniz? O zaman sizin için listelediğimiz ülkenin en popüler noktalarına bir göz atın! 

1. Ayasofya

 

Yalnızca İstanbul’da değil dünyada görmeniz gereken yerlerin başında gelen Ayasofya, mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer alıyor. Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından 532-537 yılları arasında inşa edilen yapı, dünyanın en eski katedrali olma özelliği taşıyor. Baş döndürücü kubbesi, oyma mermer sütunları ve eşsiz mozaikleriyle mimarlık tarihinin başyapıtlarından biri olan kilise, İstanbul’un fethiyle birlikte cami olarak yeniden düzenlendi. Böylelikle bu eşsiz yapıya Osmanlı mimari unsurları da eklenmiş oldu. İstanbul’da yapılmış en büyük Bizans kilisesi olan Ayasofya, aynı yerde tam üç kez inşa edilmesiyle de dikkat çekiyor. İlk olarak Megale Ekklesia (Büyük Kilise) adıyla anılan Ayasofya, 5. yüzyıldan itibaren Hagia Sophia (Kutsal Hikmet) adıyla anılıyor. Dış cephe güzelliğinin yanı sıra iç mimarisiyle de dikkat çeken bu ünlü müzede kullanılan sütün ve mermerler Aspendos, Ephesos, Baalbek, Tarsus gibi Anadolu ve Suriye’deki antik şehir kalıntılarından getirildiği biliniyor. Sanat tarihi ve mimarlık dünyasının baş yapıtları arasında yer alan Ayasofya’yı mutlaka görmelisiniz.

2. Efes

 

Amazon adı ile bilinen kadın savaşçılar tarafından kurulan Efes, İzmir’in Selçuklu ilçesinde yer alıyor. Çukuriçi HöyükAyasuluk Tepesi (Selçuk Kalesi, St. John Bazilikası, İsa Bey Hamamı, İsa Bey Camii, Artemision), Efes Antik Kenti ve Meryem Ana Evi olmak üzere dört bileşenden oluşan Efes, antik dönemin en önemli merkezlerinden biri sayılıyor. Helenistik ve Roma Döneminin kentleşme, mimarlık ve dini tarihine ışık tutan muhteşem simgeleri barındıran Efes, 9000 yıl kesintisiz yerleşim görmesiyle tarihinin tüm aşamalarında önemini korumasıyla dikkat çekiyor. Farklı dönemlere ait en üstün mimari ve kent planlama örneklerine sahip Efes; Artemision, Meryem Kilisesi, Meryem Ana Evi ve Beylikler döneminde inşa edilen İslam yapılarına ev sahipliği yapıyor. 21. Yüzyılda Antikçağ'ın havasını solumak isterseniz Efes’i görmeniz gerekenler listenize ekleyin!

3. Kapadokya

 

Dünyada doğa ve tarihin en güzel bütünleştiği yerlerden biri olan Kapadokya, size kendinizi bir masal diyarında hissettirecek! 60 milyon yıl önce Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkan bölge, şimdilerde dünyanın dört bir yanından misafir ağırlıyor. Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alan olarak bilinen Kapadokya bölgesi, peri bacalarının benzersiz görüntülerinden, yer altı şehirlerine uzanan yapısıyla mutlaka keşfedilmesi gereken yerlerin en başında geliyor. Üstelik tüm bu eşsiz manzaranın tadını bulutların üzerinden de çıkarabilirsiniz! Bunun için tek yapmanız gereken Kapadokya’nın ünlü balon turlarına katılmak. Sabahın erken saatlerinde düzenlenen turlarla gün doğumunu izleyebilir, evinize benzersiz deneyimlerle dönebilirsiniz. 

4. Topkapı Sarayı

 

400 yıllık tarihiyle günümüze kadar gelen en eski saray olan Topkapı Sarayı, İstanbul’un Sarayburnu ilçesinde yer alıyor. Yapımına Fatih Sultan Mehmet döneminde başlanan saray, Osmanlı döneminde pek çok padişahın ikamet yeri olmasıyla biliniyor. Tarihi öneminin yanı sıra Haliç ve Boğaziçi’ni gören muhteşem bir manzaraya da sahip olan Topkapı Sarayı, UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde kendine yer bulan yapılardan biri. Fatih Sultan Mehmet’ten itibaren yaklaşık 400 yıl boyunca aktif olarak kullanılan Topkapı Sarayı 1924 yılından beri müze olarak ziyaretçilere hizmet veriyor. Müzede sergilenen değerli koleksiyonlar arasında; Avrupa, İstanbul, Çin ve Japon porselenleri, Osmanlı saray hazinesinden kalma gümüşler ve mutfak eşyaları, padişah portreleri ve elbiseleri, Osmanlı ordusunun kullandığı silahlar, Hz. Muhammed’in hırkası, sakalı, kılıcı gibi kutsal emanetler yer alıyor. Yerli olduğu kadar yabancı turistin de epey ilgisini çeken Topkapı Sarayı’nı yılın her günü ziyaret edebilirsiniz.

5. Pamukkale Travertenleri

 

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde de yerini alan Pamukkale Travertenleri, adından da anlaşılacağı üzere Denizli’nin Pamukkale bölgesinde yer alıyor. Çeşitli kimyasal reaksiyonların çökelmesi sonucunda oluşan travertenler için aslında bir kaya türü denilebilir. Bembeyaz yapısıyla gören herkesi büyüleyen travertenlerin haricinde yine bölgede yer alan Kleopatra Havuzu ve Hierapolis Antik Kenti’ni de ziyaret edebilirsiniz. Dünyanın pek çok yerinden fazla sayıda turist tarafından görülmek istenen travertenlerin güzelliğini kaybetmesi için çeşitli önlemler alınmış durumda. Ulaşım için özel araç kullanılamaması, konaklama tesislerinin travertenlerden uzağa inşa edilmesi, travertenlerin her yerini değil yalnızca turistlere ayrılmış bölümünün ziyaret edebilmesi ve içeriye ayakkabıyla girilememesi gibi. Tarihi araştırmacılara göre oluşumunun ve kaynak sularının akmaya devam edişinin 14 bin yıl öncesine kadar dayandığı bu eşsiz güzelliğe mutlaka şahit olmalısınız! 

6. Sümela Manastırı

 

Trabzon’un Maçka ilçesinin Altındere köyü sınırları içinde yer alan Sümela Manastırı, halk arasında “Meryem Ana” adı ile de anılıyor. Bizans İmparatoru I. Theodosius zamanında Atina'dan gelen Barnabas ve Sophronios isimli iki rahip tarafından kurulduğu iddia edilen yapı 1923 yılına kadar manastır olarak kullanıldı. Ana kaya kilisesi, birkaç şapel, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphane ve kutsal ayazmadan oluşan Sümela Manastırı epey büyük bir alana yayılıyor. Manastır; Meryem'in doğuşu, Ademin yaratılışı, Havva'nın yaratılışı, İsyan (Adem ile Havva'nın yasak meyveyi yemeleri) gibi çok sayıda fresklerle kaplı. Manastırın boş odalarında dolaşarak bir zamanlar burada yaşayan keşişlerin izole yaşamlarını hayal etmek şansına erişmek ister misiniz? O zaman bir dahaki seyahatinizi Trabzon’a planlayın! 

7. Nemrut Dağı

 

Dünyanın sekizinci harikası Nemrut, yüksekliği on metreyi bulan büyüleyici heykelleri, metrelerce uzunluktaki kitabeleriyle, UNESCO Dünya Kültür Mirasında da yerini alıyor. Adıyaman’da yer alan bu özel dağ, dünyanın gündoğumu ve gün batışının en iyi seyredilebildiği yer olarak da biliniyor. Kısacası 2150 metre yüksekliğindeki Nemrut Dağı, anıt mezarları, heykelleri ve benzersiz manzarası ile Helenistik Dönemin en görkemli kalıntılarından birisi olarak ön plana çıkıyor. Kireçtaşı bloklarından yapılmış olan heykellerin yüksekliği 8-10 metre civarında değişiyor. Günümüze kadar oldukça iyi korunan dev heykellerin bulunduğu alan “doğu terası”, “batı terası” ve “kuzey terası” olarak ayrılıyor. Doğu terasında yaklaşık 10 metre yüksekliğindeki tahtlar üzerinde sıralar halinde oturmuş dev tanrı heykelleri bulunurken, batı terasında dev heykellerin yanı sıra Kommagene Kralı I. Antiochos’un heykeli ve tanrılarla tokalaşma kabartmaları yer alıyor. Batı ve doğu teraslarını birbirine bağlayan 180 metre uzunluğunda bir tören yolu olan kuzey terasında ise tamamlanmamış stel ve kaideler yer alıyor.

8. Aspendos

 

Antalya’nın Serik ilçesinin Belkıs köyünde yer alan Aspendos antik tiyatrosuyla meşhur bir yer. M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulan kent, antik devrin en zengin kentlerinden biri olarak biliniyor. M.S. 2. yüzyılda Romalılar tarafından inşa edilen Aspendos, biri büyük, biri küçük iki tepe üzerine kurulmuş olmasıyla da ön plana çıkıyor. Antik tiyatrolar arasında günümüze en iyi şekilde korunarak gelmiş açık hava tiyatrosuna sahip kentte, antik tiyatro ayrıca konserler ve etkinlikler için de kullanılıyor. 

9. Bergama

 

İzmir’in kuzeyinde, Bakırçay Havzasında yer alan Bergama’da keşfedilecek çok şey var! Bunlardan ilki UNESCO Dünya Miras Listesi’nde de yer alan Bergama Antik Kenti. Pergamon adıyla da anılan antik kent, eski çağlarda Misya bölgesinin önemli merkezlerinden biriydi. Burada görmeniz gereken yerlerin en başında Pergamon Akropolü geliyor. Büyük bir kale görünümündeki akropolün ana kapısına varmadan solda Heroon'un kalıntılarını görebilirsiniz. Akropolün en önemli mekanlarından sayılan Athena Tapınağı’nın birçok parçası Berlin’de sergilense de yapının temellerini görme şansı yakalayabilirsiniz. Efes’ten önce kısa bir süre Roma İmparatorluğu’nun doğudaki merkezi sayılan Bergama’nın bir diğer özelliği işe parşömenin burada bulunması. Buram buram tarih kokan bu kenti, turistik gezi listenize mutlaka eklemelisiniz! 

10. Ölüdeniz

 

Muğla’nın Fethiye ilçesinde yer alan Ölüdeniz yalnızca muhteşem kumsallarıyla değil zengin tarihiyle de ön plana çıkıyor. 1. derecede doğal sit ilan edilen ve her türlü yapılaşmaya kapatılan Kelebekler Vadisi mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında geliyor. Kayalık ve çamlık vadide milyarlarca kelebeğin kayalarda, ağaçların gövdelerinde ve yapraklarında bulunup etrafı sarmasından dolayı bu ismi alan vadiye ulaşım Ölüdeniz sahilinden kalkan teknelerle sağlanıyor. Kentin tarihi dokusunu yakından tanımak isterseniz Bizans ve Roma devirlerine ait ev, depo, sarnıç ve kilise kalıntılarının yer aldığı Gemiler Adası’na uğrayın. Seyahatinize biraz macera katmak istiyorsanız Ölüdeniz’de yamaç paraşütü ve su altı dalışı da yapabilirsiniz!

Bizi yakından takip etmek için e-bültene üye olun.

En avantajlı kampanya ve fırsatları kaçırmayın!

Abone ol